Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, genç bir çocuğun hayatının en zor dönemlerinden birini ve hastalıkla mücadelesini anlatan duygusal bir eser. 1915 yılındaki olayları hatıra defteri formatında kaleme alan yazar, hastalık, aşk, kaybetme korkusu ve dostluk gibi temaları ustalıkla işleyerek okuyucuyu derin bir yolculuğa çıkarıyor. Baş karakterin yaşadığı içsel çatışmalar ve çevresindeki ilişkiler, romanın duygusal derinliğini artırarak, okuyucuya insani bir deneyim sunuyor.
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, 15 yaşındaki hasta bir çocuğun 1915 yılındaki olayları anlattığı bir hatıra defteri şeklinde kaleme alınmıştır.
Romanın özeti:
- Baş karakterin hastalığı: Çocuk, 7 yaşından beri dizlerinde ağrı çekmektedir ve bu ağrıların nedeni bir türlü teşhis edilemez. Sonunda kemik veremi hastalığına yakalandığı anlaşılır.
- Ameliyat ve iyileşme umudu: Doktor, tekrar ameliyat olmasını tavsiye eder ancak bu ameliyatın bacağını kaybetme riski vardır. Çocuk, bu kötü haberi annesinden saklar ve açık hava ile dinlenme tavsiyesi üzerine yaz tatilini uzaktan akrabası olan Paşanın Erenköy'deki köşkünde geçirmeye karar verir.
- Aşk ve kıskançlık: Köşkte, çocukluk arkadaşı Nüzhet'e aşık olur. Ancak Nüzhet'e talip olan Dr. Ragıp, çocuk ile Nüzhet arasındaki yakınlaşmayı kıskanır.
- Üzüntü ve sağlık sorunları: Nüzhet'in annesinin, çocuğun hastalığının bulaşıcı olduğunu söylemesi üzerine Nüzhet, onunla görüşmeyi keser. Bu durum çocuğu çok üzer ve hastalığı ağırlaşır.
- Tedavi ve son: Uzun süre hastanede yatıp birkaç ameliyat geçirdikten sonra iyileşme umudu olduğu söylenir ve 9. Hariciye Koğuşu'na yatırılır. Gördüğü tedavi sayesinde bacağı kesilmekten kurtulur. Hastaneden çıkarken, Paşanın felç geçirdiğini ve Nüzhet'in yakında Doktor Ragıp ile evleneceğini öğrenir.
Roman, bacağı hızla iyileşen çocuğun hastaneden ayrılmasıyla sona erer.